Home
Alevilik/Alevitentum
2018 Veranstaltungen
Diashow
Resim
Gästebuch
Forum
Kontakt-Formular
Yönetim/ Vorstand
Tüzük/ Satzung
Impressum

Alevitische Gemeinde Troisdorf und Umgebung e.V

Troisdorf ve Çevresi Aleviler Birliği e.V.

 

 

deutsch



 

 www.alevi.com adresinde AABF konuyla ilgili detayli bilgiler sunmaktadir. Asagida Alevilik ana hatlariyla tanitilmaktadir.

Alevilik (Arapça: عَلَوِیُّون) Türkiye’de Sünnilik’ten sonra en fazla mensubu olan ikinci İslâmî inanıştır. Alevilerde, Muhammed’in son peygamber olduğu, Ali’nin ise veliliği (imamlığı) esastır. Sünnilikteki Allah-Muhammed tamamlamasından farklı olarak Allah-Muhammed-Ali ile tamamlanan ve Ehl-i Beyt, Oniki İmamları esas alan bir inançtır. Alevilik içinde çeşitli tarikatlar bulunur. Bunlardan en tanınmışı Anadolu kaynaklı olan Bektaşiliktir. Bektaşilik Alevilik içinde bir tarikat olması nedeniyle Aleviliğin bütününü tanımlamaz.

 

Temel inanç 

Alevilik, Allah-Muhammed-Ali üçlemesi ve Ehl-i BeytOniki İmamları önemseyen Şiiliğin Onikicilik mezhebi ile ortak noktalara sahip bir yoldur]

Alevilikte incelenmesi gereken asıl inanç varlığın birliğidir. Alevîlik’te tanrının insan dâhil evrendeki her şeyin içinde olduğu inanışı vardır.

Alevilik Tanrı korkusu yerine sevgisini benimseyen, Kuran'ın şekline değil özünü kabul ettiklerini belirten, amacı "Seyr-ü süluk" (Ruhsal olgunlaşma) olan bir tasavvuf yoludur.[kaynak belirtilmeli] Özünü insan sevgisinde bulan, Tanrı’nın insanda tecelli ettiğine ve zerresinden oluştuğuna, onun için de insanın ölümsüzlüğüne inanan, ibadetlerinde kadın erkek ayrımı yapmadan, kendi öz diliyle, musikisiyle, semahıyla inancını icra etme biçimine denir.[kaynak belirtilmeli]

Yaşamın amacını insanın ham ervahlıktan çıkarak, insan-ı kâmil olup, özüne dönmek olarak tanımlamaktadır. [kaynak belirtilmeli]MürşidPîr ve Rehber huzurunda ikrar verilerek Dört Kapı Kırk Makam aşamasından geçilir. Alevi ibadedinin uygulandığı mekân Cemevi - Pirevidir.

 

 

Dört Kapı şunlardır:

§                     Şeriat,

§                     Tarikat_Kapısı,

§                     Marifet_Kapısı ve

§                     Hakikat_Kapısı

 

 

Tarihsel Gelişimi ]

Anadolu'nun İslâmlaşmasını sağlayan Hacı Bektaş-ı Veli'yi, Yunus Emre'yi, Abdal Musa'yı, Ebul Vefa'yı, Hoca Ahmet Yesevi'yiŞah İsmail (Hatai) Hubyar Sultan'ı önemser. Şah İsmail Alevilik inancının yayılmasında büyük etkisi olmuştur[1]. Anadolu’ya gelen Hazret-i Pîr’le ve ozanların nefesleriyle hayat bulduğuna inanılmaktadir

 

Dört Kapı Kırk Makam' İnancı 

Alevîlik’te ve Şiîlik’te önemli bir yere sahip olan Zülfikar isimli kılıcın temsîlî bir resmi.

Ali bin Ebu Talib betimlemesi. Alevi İslâm inancında Ali’nin çok özel bir yeri vardır ve Alevi-Şii amentüsünde bulunan imamet anlayışına göre Muhammed öldüğünde yerine imam olması gereken kişi Ali'dir ve imamet Ali’nin soyundan devam eder.

Dört Kapı Kırk Makam şeklindeki kâmil insan olma ilkelerini Hacı Bektâş-ı Velî’nin tespit ettiğine inanılır. Hacı Bektaş, "Kul Tanrı’ya kırk makamda erer, ulaşır, dost olur" demiştir]

 

 

Her kapının on makâmı vardır.

Şeriat kapısının makamları:

1.     İman etmek,

2.     İlim öğrenmek,

3.     İbâdet etmek,

4.     Haramdan uzaklaşmak,

5.     Ailesine faydalı olmak,

6.     Çevreye zarar vermemek,

7.     Peygamberin emirlerine uymak,

8.     Şefkatli olmak,

9.     Temiz olmak ve

10. Yaramaz işlerden sakınmak.

Tarîkat kapısının makamları:

1.     Tövbe etmek,

2.     Mürşidin ögütlerine uymak,

3.     Temiz giyinmek,

4.     İyilik yolunda savaşmak,

5.     Hizmet etmeyi sevmek,

6.     Haksızlıktan korkmak,

7.     Ümitsizliğe düşmemek,

8.     İbret almak,

9.     Nîmet dağıtmak,

10. Özünü fakir görmek

Marifet kapısının makamları:

1.     Edepli olmak,

2.     Bencillik, kin ve garezden uzak olmak,

3.     Perhizkârlık,

4.     Sabır ve kanaat,

5.     Haya,

6.     Cömertlik,

7.     İlim,

8.     Hoşgörü,

9.     Özünü bilmek,

10. Âriflik.

Hakikat kapısının makamları:

1.     Alçakgönüllü olmak,

2.     Kimsenin ayıbını görmemek,

3.     Yapabileceğin hiçbir iyiliği esirgememek,

4.     Allah’ın her yarattığını sevmek,

5.     Tüm insanları bir görmek,

6.     Birliğe yönelmek ve yöneltmek,

7.     Gerçeği gizlememek,

8.     Mânâyı bilmek,

9.     Tanrısal sırrı öğrenmek ve

10. Tanrısal varlığa ulaşmak.

 

 

Alevilikte İbadet 

Aleviler, Muhammed’in son Peygamber olduğuna, Ali’nin ise Veliliğine (ya da İmamlığına) inanırlar.Alevileri, ibadetlerini cem evinde yaparlar. Kadir Gecesi 'ni bağlayan günlerde üç gün veMuharrem ayında ise 12 gün oruç tutarlar. Muharremden sonra da üç gün Hızır Orucu tutarlar. Muharrem orucundan evvel üç gün Masumu Paklar orucunu tutarlar.

Alevileri kendi içinde bir çeşit hiyerarşi oluşturmuştur. Örneğin "yol"a gönül vermiş olana "talip" denir. Kişi, yolun kurallarını yerine getirip bilgi düzeyini arttırdıkça yükselir. Alevilik’te "yol" denen deyimin temelini dört kapı 40 makam anlayışı oluşturmaktadır. Sırasıyla şeriattarikatmarifet ve hakikat dört kapıyı oluşturmaktadır. Bu kapıların hepsinin "alt bölüm" olarak niteleyebileceğimiz on'ar tane makamı vardır. Bütün kapı ve makamların kendi içinde bir anlamı bulunmaktadır. Şeriat kapısı, özetle doğru inanç ve doğru yaşam tarzıdır ve toplumdaki her bireyin inanç ve yaşam kurallarını düzenler. Tarikat kapısı ise tarikata hizmet etmek, Aleviliğin kurallarına özen göstermektir. Marifet kapısı ise bir nevi kendisi için kuralları aşıp başkaları için de birşeyler yapabilmek, fedakar olabilmektir. Hakikat kapısı, bütün dünyevi kaygıları aşıp kişinin Tanrı ile arasındaki sırra nail olması demektir. 

 

Cem 

Cem toplu halde ettikleri ibadetin adıdır. Kavram olarak Cem Arapça bir kelime olup toplanma, birikme, bir araya gelme manasına gelmektedir. Alevilerde cemde bulunan bir kişi başka bir kişiye dargınsa, bu iki kişinin dargınlıkları giderilmeden, barışmaları sağlanmadan ceme başlanmaz. Alevilerin toplu anlamda temel ibadeti olan Cem, bir Dede nin gözetiminde, önderliğinde yerine getirilir.

 

Cemevi 

Alevilerin ibadet ettiği yere “toplanma” anlamında “cemevi” denir; bir olma, bütünleşme yeri, Yaratan’la bir olma, bütünleşme anlamındadır. Cem herhangi bir yerde yapılabilir. Evde ya da temiz olan her yerde yapılabilir. Önemli olan Allah'a sığınmak ve ibadet etmektir. Cemevi ise sadece ibadet amaçlı kullanılmıyor, Cemevleri, salt tapınma maksadı ile kullanılmamış ve kullanılmamaktadır. Alevi topluluğunun tapınma gereksinimi dışında toplumsal, bireysel sorunların çözüme kavuşturulduğu bir meclis işlevi de görmüş ve görmektedir

Duaz ve deyiş 

Duaz, Duazdeh’in kısaltılmış halidir. Duazdeh Farsça olup oniki (12) anlamına gelmektedir.

Duaz, cem âyinlerinde söylenen ve Oniki İmamlar'ın adlarının geçtiği deyişlerdir. Bazen dua olarak da nitelendirilirler. Bu deyişlerde ayrıca Oniki İmamlar'ın yanı sıra başta Muhammed ve Hacı Bektaş Veli olmak üzere Alevî ulularının adları geçmektedir.

Alevîlik ve Alevîler hakkında biraz bilgi sahibi olan kişiler için duazın, nefesin, türkünün, deyişin farklı anlamlara sahiptir. Fakat günümüz gerçekliği doğrultusunda genel bir tanım olması ve bu tanımın yaygınlaşıp kabul görmesi için Deyiş tanımı en uygun olanıdır. Deyiş Alevîliği çağrıştıran her melodinin adıdır. Türkü, nefes, duaz bunlar da alt adlardır. Alevilikte Duaz ve Deyişlerin ibadet dili Türkçe'dir.

 

Mersiye 

 

Mersiye, bir edebiyat terimidir. Dîvân edebiyatında ölen bir kimsenin yiğitliğini, cömertliğini, iyiliğini, yaptıklarını övmek ve ölümünden duyulan acıyı dile getirmek için yazılan şiir türüne mersiye adı verilir. Kutsal günlerde, ölüm törenlerinde mersiye okuyan kişiye de mersiyehan denir. Mersiyeler genellikle mesnevi ve terkib-i bent nazım biçimlerinde yazılmıştır. Ünlü divan şairi Baki’nin Kanuni Sultan Süleyman'ın ölümü üstüne yazdığı Kanuni Mersiyesi, bu türün önde gelen örneklerindendir. Sekiz beyitten oluşur. Arapça ve Farsça kelimeler çok olduğundan dili ağırdır. Aruz ölçusüyle yazılmıştır.

Semah 

Semah, Cemlerde deyişler eşliğinde yapılan dinsel törenin adıdır. Ulu Hünkâr Hacı Bektaşı Veli bu konuda şöyle söyler: "Semah, ariflerin aleti, muhiplerin ibâdeti, taliplerin maksududur. Bizim Semahımız oyuncak değil, ilahi bir sırdır. Bir kimse ki Semahı oyuncak sayar o cahildir".

Semahın kaynağı Kırklar meclisine dayanır. Bu meclise gelen Muhammed’e Salmân-ı Fârisî tarafından bir üzüm tanesi verilir ve Salmanı Farisi kendisinden bunu paylaştırmasını ister. Muhammed Cebrail’in getirdiği tabakta bu üzüm tanesini sıkar. Bunu içen Kırklar "Ya Allah" deyip Semah dönmeye başlarlar.

Geçmişte sadece Cemlerde dönülen semahlar, günümüzde özüne aykırı düşmedikçe izleyiciler önünde de icra edilmektedir.Günümüzde en özgün semah Hubyarlılarca icra edilmektedir.

 

Alevilikte Kutsal Günler ve Anma Günleri]

 

10-14 Zilhicce: Kurban Bayramı

§         28-30 Zilhicce: Mâsûm-u Pâk Orucu

§         1-12 Muharrem: Muharrem Orucu / Mâtem Orucu

§         10 Muharrem: Aşûre Günü - Hüseyin’in katledilmesi (Kerbela Olayı)

10 Ekim 680 (Hicri: 10 Muharrem 61) yılında Ali’nin oğlu ve Muhammed’in torunu Hüseyin ile ailesi ve takipçileri (toplam 72 kişi) Kerbela’da şehit edildiler.

Aleviler bu olayı anmak için, her yıl Muharrem ayında 12 gün mâtem orucu tutarlar. Aleviler Muharrem orucu ile Hüseyin’in şahsında Ehlibeyt'e bağlılıklarını dile getirirler ve aynı zamanda zâlimin zulmü olarak nitelendirdikleri bu olayı lanetlerler. Orucun sonunda İmam Zeynel Abidin'in Kerbela'dan sağ kurtulması nedeniyle şükran olarak Aşûre çorbası pişirilip dağıtılır.

§         Ocak-Şubat (yöre farkları): Hızır Orucu

§         21 Mart: Nevrûz / Nevrûz-i Sultân: Ali’nin doğum günü ve imametin ilanı (Gâdir-i Hum)

§         5-6 Mayıs: Hıdırellez

 

 

Anma Günler 

§         6-7 Haziran: Abdal Musa Anma Törenleri

§         16-18 Ağustos: Hacı Bektaş-ı Veli'yi anma törenleri

Nüfus dağılımı

Türkiye’de en çok Alevi köyü yaklaşık 534 ile Sivas ilindendir. Ardından da, ErzincanTokatÇorumMalatya,KahramanmaraşHatay, Tunceli, Amasya, Yozgat, Adıyaman, Bingöl, Erzurum, Balıkesir, Kars, Manisa, Aydın, Adana, Mersin, Ordu illeri gelmektedir. Anadolu dışında ise Rumeli, Balkanlar, batı İran ve Kuzey Irak'taki Yârsân, Kakai ve Ehli Hak gibi isimlerle bilinen benzer gruplar bulunmaktadır. Bugün İran'ın doğusunda Horasan'da küçük bir Alevi topluluğu vardır. Genelde daha dağlık merkezi otoritelerin baskısının ulaşamadığı bölgelerde yaygındır.

Üçte biri İstanbul bölgesinde yaşayan Alevilerin daha sonra en yoğun olarak bulundukları iller AnkaraAdana,BalıkesirEskişehirBursaAntalyaAydınDamal, Ardahan ayrıca Orta ve Doğu Anadolu (ErzincanSivas,MalatyaTunceliKahramanmaraş.

 

 

Çepniler 

Aleviliği seçen Türkmen boylarından biridir ama alevilikle alakaları yoktur. Eski bir Çepni yerleşimi olan Görele’nin eski adı ise Eleviye'dir. Günümüzde ise Karadeniz Çepnilerinin Önemli bir bölümü Sünnidir. Çepniler Trabzon, Ordu ve Giresun'dan başlayarak bu bölge ve çevresinde yerleşiktirler. Ordu ve Giresun'da yeni açılmış cem evleri mevcuttur.

Alevi Çepniler ise daha çok Ordu, Giresun BalıkesirManisa, İzmir, Çanakkale, Burdur, Gaziantep gibi illerde yerleşiktirler. Çepniler Hacı Bektaşi Velinin ilk müritliğini yapan Türkmen Aşiretidir. Balkanlara İslamı ve Aleviliği ilk götüren Oğuz boyudurlar, Hacı Bektaş-ı Velinin halifesi Sarı Saltuk 12.000 Çepni ile birlikte Dobruca ve Deliorman yörelerine gitmiştir, buradaki Çepnilerin bir kısmı Osmanlının ilk döenimnde Balıkesir yöresine gelerek Balıkesir Alevilerini oluşturmuşlardır, bir kısmı Hristiyan olup Gagavuz adıyla anılmıştır, geri kalanı ise bugün hala Deliorman yöresinde Alevi olarak hayatlarını sürdürmektedirler, fakat bunlar Çepniliklerini yitirmişlerdir, özellikle 16.yy'da sürgün olarak gelen Alevi Avşar boylarıyla karışarak günümüz Kuzey Bulgaristan Alevilerini oluşturmuşlardır.

 

Balkan Alevileri 

Osmanlı devletinin kuruluşundan önce Deliorman ve Dobruca bölgelerine Seyyid Sarı Saltuk önderliğinde Alevi-Türkmenler yerleşmişlerdir, Osmanlı devletinin kuruluşundan sonrada yine aynı bölgelere gönüllü Alevi yerleşimleri ve isyana katılan Alevilerin sürgünleri gerçekleşmiştir. Deliorman ve Dobruca’da II. Mahmud’dan önce hemen hemen tüm Türk köyleri Alevi-Bektaşi ve Bedreddini iken, II. Mahmud’un Bektaşi tekkelerine Nakşibendi şeyhleri atamasıyla ve kuzeyden gelen Sünni-Tatar göçleriyle Sünnilik yayılmıştır. Günümüzde Bulgaristan’ın bu iki bölgesinde Aleviler halen oldukça etkindirler. Balkanlarda yaşayan ve kendilerini Kızılbaş olarak tanımlayan insanların tamamı Türkçe konuşur. Bugün resmi rakamlara göre Bulgaristanda yaşayan Türklerin %13'ü kendini Alevi olarak nitelendirmektedir.(1992), gayriresmi araştırmalarda oran %18 civarında çıkmaktadır. Şeyh Bedreddin isyanının merkezi olan Deliorman yöresinde çok yoğundurlar. Bulgaristan'daki Türkmen Aleviler, Bektaşiliğin Çelebi kolunu sürdürürler bir kısmıda Hacı Bektaş-ı Veli'ye saygı duymakla birlikte Babailiği sürdürmektedir,bunlar deyişlerinde Demir Baba, Akyazılı Baba gibi uluların isimlerini okurlar, onları anarlar. Güney ve orta Bulgaristanda Alevi yoğunluğu çok seyrektir ve bunların tamamıSeyyid Ali Sultan tekkesine bağlı Bektaşidirler. Kuzeydeki Deliorman yöresinde çok yoğundurlar bunlarında bir kısmı Seyyid Ali Sultan'a bağlıdır bunlar Bektaşi olduklarını söylerler ama çoğu Bektaşiliğe bağlı değildir, kendilerinin Kızılbaş olduklarını söylerler.[kaynak belirtilmeli]

Ayrıca Makedonya ve Kosova taraflarında da Arnavut kökenli Bektaşi inancına ait gruplar bulunmaktadır. Bu gruplar BulgaristanYunanistan ve Romanya’daki Alevilerle aynı geçmişe sahip değildirler, Arnavut, Sırp, Makedon devşirmesi olan Yeniçeriler Hristiyan ailelerinden toplanıp Bektaşi tekkelerinde yetişiyorlardı, emekli olup memleketlerine döndüklerinde ise buralarda Bektaşiliği yaydılar ve tekkelerin başında bulundular. Arnavut ve Boşnak Bektaşileri, Türkmen kökenli olmadıklarından Alevi-Bektaşi değil yalnızca Bektaşidirler yani Beloğlu diye tarif edilmezler. Bektaşiliğin Dedebabacı (Babagan) kolunu sürdürürler. Bosna-Hersek, Balagay Şehrinde Buna Irmagının Gözesinde Bulunan Sarı Saltuk dergahı halen ziyaret ve ibadete açıktır.

 

Diyarbakır Alevileri ]

Ağırlıklı olarak Bismil ilçesinin köylerinde(Seyithasan, Ulutürk (eski adı Darlı), Türkmenhacı, Şükürlü) ve Diyarbakır merkez köylerinde (Kadıköy, Şarabi) yaşarlar. Bu Aleviler kendilerini Türkmen,Kızılbaş olarak adlandırılar. Ana dilleri Türkçedir. Horasan'dan geldikleri bilinir. Kimi köylerin bugün bile Irak'ta (Musul) akrabaları vardır. 1990'lı yıllarda birçokları batı illerine (İzmir, Antalya, Mersin...) göçmüştür. Yakın dönemde asimile olan köyler de vardır. Köselli köyü aslen Alevi Türkmenken bugün Şafi-Kürt bir kimlik taşımaktadır.

 

Sivas Alevileri 

SivasTürkiye’de en çok Alevi köyü bulunan ilidir. Sivas Alevileri ekseriyetle Türkmen'dir. Ancak Kürt/Zaza kökenli Sivas Alevîleri de vardır.

Vilayeti Çepni Alevileri 

Ordu-Giresun-Gümüşhane-Bayburt-Vakfıkebir arasındaki bölgede genellikle yüksek köylerde yaşayan Türkmen/Çepni kökenli Güvenç Abdal Ocağına bağlı Alevilerdir. Son yıllarde bazı köylere yeni Cem evleri kurulmuştur.

Erzurum Alevileri 

Bir bolümü köken olark yerli olup,diğer bölümü ise Tunceli’den(Dersim) göçmedir. Merkezde pek olmamalarına karşı güney ilçe ve köylerinde yaşarlar. Erzurum’un, Tekman, Hınıs, Aşkale, Şenkaya, Pasinler ve Çat ilçelerinde orta yoğunlukta bulunmakla beraber Erzurum merkez ve diğer ilçelerinde de azınsanmayacak ölçüde Alevi nüfusu mevcuttur.

 

Tokat Alevileri 

Tamamına yakını Türkmen (Oğuz) soylu olan Alevîlerdir. Öyle ki Tokat'ta -Dodurga'dan, Salur'a; Avşar'dan Kınık'a- neredeyse 24 Oğuz boyunun tamamından Alevîler yaşamaktadır. Bunların içinde Türkmen-Alevîliğini en orijinal hâliyle yaşayan Sıraçlardır. Sıraçlar Begtili boyuna mensuptur ve kat'iyen bozulmamış bir topluluktur. Sıraçların önderi Hubyarlu oymağından Beydili Türkmeni olan Hubyar Sultan'dır.

Tengricilikten kalma âdetler en çok Sivas ve Tokat Alevîlerinde canlıdır. Meselâ Tokat'ın Alevî-Türkmen köylerinde dağlardaki taş yığıntıları, adak yeri olarak kutsal kabul olunmaktadır. Aynı şekilde üzerlik otu tüttürme, ateşe suya küfretmeme, ağaca çaput bağlama, turnayı kutsal olarak görme (ongunculuk-totemizm), cöfer (kutsal toprak) alma ve saz eşliğinde yapılan cem törenleri de buna örnek olarak gösterilebilir.

 

Erenler 

Alevilik tarihinde yer edinmiş bilgili kişiler.

Ahilik ve Alevilik 

Kendi kural ve kurulları vardır. Günümüzün esnaf odalarına benzer bir işlevi olan Ahilik iyi ahlakın, doğruluğun, kardeşliğin, yardımseverliğin kısacası bütün güzel meziyetlerin birleştiği bir sosyo-ekonomik düzendir. "Ahîlik Teşkilatı" ile, Osmanlı Devleti’nin kuruluş devrinde Anadolu'da sosyal yapının gelişmesinde önemli katkılarda bulundu.

Babai İsyanı [

Baba İshak ve Baba İlyas'ın çıkardığı bugünkü Alevi yerleşim yerlerini belirleyen isyandır. İsyan Alevilerin çoğunlukta olduğu bölgeler başta olmak üzere, Anadolu'da etkili olmuştur.

Kızılbaş ve Safeviler 

Safevi ordusundaki alevi askerlerin başlarına giymiş olduğu kızıl renkli mihverin etrafına Oniki İmam inancını simgeleyen oniki kıvrımlı kumaş ile sarılmış bandı taktıkları için kızılbaş olarak adlandırılmışlardır. Aleviler Çaldıran Savaşı zamanında Safevileri desteklemiştir. Şah İsmail ise Anadolu'daki alevileri himayesine almak istiyordu. Bu yüzden aleviler kızılbaş askerlerini safevi ordusuna yollamıştır.